bilinçaltından taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilinçaltından taşanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Eylül 2010 Salı

Bilinçaltından taşanlar v.3

Ağustos ayı içerisinde fotoğrafçılık konusundaki bilgilerimi pekiştirmek ve kaçırdığım noktaları öğrenmek üzere Beyoğlu'nda bir kursa yazıldım. Sanki hiçbir şey bilmiyormuş gibi temel fotoğraf eğitiminden başladım ki biliyor sandığım şeyler hakkında yanlış yapıp yapmadığımı öğreneyim. Herneyse kursta benim dışımda daha önce fotoğraf çekmiş veya fotoğrafçılık hakkında biraz da olsa bilgisi olan kimse yoktu. Makinesini alan gelmiş. Bu da bazı arkadaşların konuları kavramasını zorlaştırdı. Ama bunun dışında fotoğrafçılık ile ilgili bilgisi olmasa bile bazı şeyleri nasıl bu kadar yanlış anlıyor insanlar bilemiyorum.

Kameraman olduğunu söyleyen ve Canon makine ile HD film çekmek istediğini belirten bir arkadaş ile (ki bu konularda bir şeyler yapmak isteyen kişinin teknik bilgisi az çok iyidir diye düşünürsünüz.)hoca arasında geçen diyalog.

Hoca- Arkadaşlar DSLR dijital slr makine demektir ve fotoğrafları dijital olarak oluşturur. Bu fotoğraflar 1 ve 0 değerlerinden oluşan verilerdir.
Çocuk- Peki bu 1 ve 0'lar fotoğrafı ne kadar zoomlarsak gözükür?
Ben ve Hoca- (Espri yaptığını düşünerek) aeuhuaehuehaua (Bu arada diğer öğrencilerden çıt yok, onlar da mantıklı sanıyor soruyu)
Hoca- (Çocuğun şaka yapmaadığını dehşetle farkederek)Eeee, öyle birşey olamaz, veri bunlar, zoomlayarak gözükmez.
Ben- Matrix'teki Neo'ysan olabilir aslında.

Benim espriyi de bir hoca anladı diğerleri bönbön bakmaya devam etti :D Matrix'teki diye de dedim o kadar iyice anlasın diye:D



Neyse bu hafta sonu pratik dersi var, son ders, bakalım 1 ve 0 'larla ne fotoğraflar oluşturacak arkadaş. Kırmızı hapı seçersen süper fotolar çekersin diye uzatsam mı acaba espriyi ehheh:D. Güvercinli, avluda yem satan teyzeli, koşan sokak çocuklu fotolar bizleri bekliyor gibi bir his var içimde.

Geçen haftalarda Nora, Hesi, Akın ve ben İzmir'deydik. Çok güzel geçti, bayağı eğlendik güldük. Üşengeç olduğumdan ben bir daha yazamayacağım, konu ile ilgili Hesi'nin posta bakabilirsiniz.

Evimizin minik neşesi Yuki gittikçe bize alışıyor. Peşimizden ayrılmıyor ve gece yatıldığını anlayınca hemen yanımıza gelip kıvrılıyor. Sanırım kumunu genelde ben temizlediğim için kakasını yapmak için akşam beni bekliyor ueahuae.:D. Bu sabah beni burnumun ucunu yalayarak uyandırdı, gözümü bir açtım iki maviş göz bana bakıyor ^_^, gerçekten çok güzel bir duygu.

İzlediğimiz diziler bitti yeni ne izlesem diye düşünüyorum, House, Spartacus, Big bang Theory, Dexter bunlar harcandı bile. Hesi True Blood izliyor ama ben hiiiç ısınamadım, hele o başroldeki kızın aksan ve ses öfff, böyle cheesy vampir olayına sinir oluyorum. Vampir dediğin karizma, bembeyaz surat, az konuşan, espri yapmayan şekilde olmalı. Buffy ve Angel olayına da sinir oluyorum. Gerçek vampirler kovalasın sizi.

Spartacus süperdi ya, her bölüm ayrı bir film gibiydi, izlemediyseniz tavsiye ederim, ama +18 değil +23 neredeyse. Rated M for Mature

Çizgifilm olarak Bleach'e ara verdik biraz, onun dışında Wolverine and the X-men izliyoruz ara ara ama anlamadım sırasında bir karışıklık mı var yoksa çizgiromanı ile mi paralel gidiyor, her bölüm de bir önceki bölümde diyor ama bir önceki bölümde öyle bir şey olmamış oluyor :/?

Starcraft 2 oynamaya da ara verdim. Anladım ki ben strateji sevmiyorum, Starcraft bir ayrıcalık aslında ama yine de bir bölümü geçemeyince hemen sıkıntı basıyor. Her an easy'e alıp sırf senaryoyu görmek için bitirebilirim. Bu ara Dragon Age'e sardırdım, çok zevkli bir rpg, senaryo da çok güzel, ayrıca tüm diyaloglar seslendirilmiş. Biter bitmez ek pakedi oynayacağım. Arada bir AI saçmalasa da(Gücüm %10 a düşmüş healer'ın mana full, hala iyileştirmiyor)genelde iyi çalışıyor.

Bunun dışında PS3'de beni bekleyen Assassin's Creed 2 var ki bir türlü ona geçemedim, sadece başını biraz oynadım. Çok yakında LittleBig Planet 2 geliyor, beni en mutlu eden haberlerden biri de bu oldu. Ayrıca Wow Catacalysm'de çok büyük bir ihtimalle Kasım'da çıkıyor.

Bu ara şu şarkıya takıldı aklım http://fizy.com/#s/1ls3li metalcilikten atılmam lazım ehhaeu:D Ayrıca bir de şu grubu keşfettim, gayet başarılı.


Referandum sonuçları hakkında yazacak bir şey bulamıyorum, twitter'da da dediğim gibi Kurban bayramında "halkın yüzde 58'lik kısmı koyunlarla karıştırılıp yanlışlıkla kesildi" haberlerini bekliyorum. Hiç nerde bu devlet nerde bu millet diye ağlamasınlar tv'lerde, size herşey müstahak.

Beğendiğim video, resim vb şeyleri paylaştığım tumblr siteme beklerim htpp://loreathan.tumblr.com 

That's all folks.

10 Haziran 2010 Perşembe

Japonya hazırlıkları ve bilinçaltından taşanlar v.2

Şurada bahsettiğim üzere, Japonya seyahatimize çok az kaldı. Haldır huldur araştırma ve bilgi toplama modundayım, haritalar, püf noktaları, gezilecek yerler, kaçırılmaması gereken attraksiyonlar derken 15-20 sayfalık bir hazırlık dosyası oluşturdum. Daha da bilgi eklemeye devam ediyorum. Doorstepping de sağolsun daha önce gerçekleştirdiği Japonya seyahatinin notlarını paylaştı, oradan da bayağı bir yararlanıcağız herhalde:D

Bu sabah Japonya'da bir Japon ile evli olan Didem adlı arkadaşımı telefonla aradım. Sağolsun bizim için bir çok ayarlamayı o yapacak. Kendisi konsoloslukta çalıştığı için direk orayı aradım ve karşıma bir bayan çıktı. Önce İngilizce konuştum, o da biraz zorlanarak da olsa İngilizce cevap verdi. Sonra "Biyifindi siz Türkmüsnz" diye çok tatlı bir aksanla Türkçe konuştu başta anlamadım ve tekrar ettirdim, evet deyince de konuşmaya çok kibar ve aksanlı bir Türkçe ile devam etti. Aklıma vize başvurusu için aradığım diğer konsolosluklar geldi. Her zaman karşılaştığım "telefonu kapasada işime baksam" modunda gayet soğuk bir konuşma şekliyle karşılık veren bir insan oluyordu. Ama buradaki yaklaşım bile direk Japonlar'ın ne kadar kibar olduğunu gösterdi. Herneyse, az kaldı heyecan gittikçe artıyor ^_^

Geçen sitenin havuzu ne zaman açılacak diye düşünürken aklıma geldi, deniz sezonu nasıl karpuz kabuğu denize düşmeden açılmıyor, site havuz sezonu da, yaz gelince kendimi sağlıklı yaşama adadım diyerek, hergün portakal suyu içip, çeşitli ot, mot, sebze, yoğurt yiyerek yaşayan, keten tohumuna bayılan insan evladının daha havuzun temizlendiği gün havuza dalması ile başlar. Hemen sırtüstü kulaçları atar, arada bir kelebekleme şovu yapar ama o kelebekleme stilde atılan 3 kulaç sonra höyünk höyünk diye nefesi kesilerek yamulurlar. Tam o sırada durumu çaktırmamak için kıvrak bir şekilde dibe dalış gerçekleştirirler. Ertesi gün de şirkette "Yüzmeye başladım tavsiye ederim yorgunluğu alıyor" diye muhabbet açarlar. Bu da karşıdakinin "Spor önemli abi yeaa" demesiyle sonuçlanır.
Yıllardır anlamını bilemediğim ve ya artık bir şablonla çizilen ya da aynı sanatçının yetenekli ellerinden çıkan şu muhteşem eseri görmezden gelmek, kayıtsız kalmak mümkün mü?Keşke olsa. Sonunda fotoğrafını çekmeyi başardım. Bu tarz kasalı kamyonların %70'inde filan var sanırım bu. Vay vay vay. Kartala bak, göze bak, yılana bak!!!


Bir başka fotoğraf da, Güney Afrikadaki sektörel(ne sektörü lan bu dedirtecek cinste bir foto) bir dergide rastladığım reklama dair. Görür görmez yohannesburger dedirtti! Fotoyu alenen bloga koymiyim, NSFW veya offensive gelebilir. Reklam bir boru şirketine ait. Buradan görebilirsiniz.

Sonisphere'e gitmiyoruz çünkü Japonya seyahati aynı güne denk geliyor. Ayrıca zaten Metallica, Megadeth, Slayer, hepsini daha önceden gördüm. Metallica sevdası da lise de bitti benim için sanki. Yeahh Yeahhhh wouww wouuww(Ceymis hetfild vokal)

House'a çok pis sardırdık. Gerçi 6. sezondan itibaren izlemeye başladık ama olsun zaten her bölüm ayrı konu. Ayrıca TNT kanalında da tam yattığımız sırada başka bir sezondan bölüm başlıyor oluyor(00:30-01:00 gibi), eh onu da izleyelim derken maymunlar cehennemi gibi uyanıyoruz. Uyanmaya çalışıyoruz.

Sabahları TRT'de bir din programı oluyor, millet soru soruyor, din konusunda bilgili olduğunu iddia eden bir adam da cevap veriyor. Sorular kafayı yedirtecek cinsten. Örnekler (Ve benim cevaplarım)

-Cennet'te gece gündüz var mı?(Bakıyorum cehennemi sormuyorsun, direk cennete gideceksin yani?Gece gündüz ısı farkı var, gitmeden bi ceket bişey de giy)
-Kayınvalidem öldükten sonra eşyalarını satışa çıkardık. Bu günah mıdır?(Bana da yüzde verirseniz ayarlarız birşeyler)
-Garsonum, oruçluyken, restaurantta yemek servisi yapmam gühan mı?(İçine tükürmedikten, veya yolda getirirken atıştırmadıktan sonra niye günah olsun?)

Trajikomik gerçekten, bunları soran insanlar, bunlara hayatını adamış ve bu kurallara göre yaşamayı seçmiş insanlar var. Adam orada günah dese inanacak, o kim ki sana ne doğru ne yanlış anlatsın be cühela.

Daha önceden fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiyor gibi poz verip avatar yapmak yasaklanmıştı?Hala neden görüyorum ben bunları?

Japonya'dan gerçek katana alırım diyordum da en uygunu 13.000TL'ymiş, sipariş üzerine 6ay sonra teslim ediliyormuş. Zamanım olsa alırdım:P(Katana ile kurban kestim, günah mı sorusunu bekliyorum her an)

"Abieeaa bi sealpak al abüeaeaa" diye arabaya yapışan veya da restaurantta, kafede otururken gelen çocuklar için en etkili yol yüzüne bakmadan, bir kelime bile etmeden, çok ağır şekilde kafanızı yukarı kaldırıp aşağı indirmenizdir(yuoookk anlamında)Mümkün mertebe ciddi bir surat ifadesi takının. Geçen Taksimde denedim tekrar, çok başarılı bir teknik. Biliyorum, onlara da yazık, ama o anı yaşamak ve sinirlenerek bir çocuğu terslemek yerine bu şekilde savuşturabilirsiniz.

Ortaokuldayken gecenin köründe dürüm almaya çıkmıştım. Yolda bir sarhoş yolumu kesti ve "Öpüjeaamm abüüeaa" moduna girdi. Ya dur git mit derken bir anda durdu. "Vaar yaaa, kızlar sana hasta oluyor" dedi. Sonra gitti. "Hadi ya" filan diyerek daha dik bir şekilde dürümcüye gittim, abi bi Adana bi şiş, ha bu arada var yaa kızlar bana hasta oluyomuş.(demedim tabi)

Japonya'da buradaki telefonlar çalışmıyormuş, iphone miphone bile buradan aldıysanız traş. Adamların GSM bandı bile kendine özgü. Telefon kiralayacağız herhalde.

Şimdilik bu kadar, geri sayıma devam.




 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...