25 Haziran 2010 Cuma

Japan! Here we come :D






Star Wars: The Old Republic E3 2010 videosu


Neden şöyle filmler çekmiyorlar anlamıyorum ki

24 Haziran 2010 Perşembe

Lady Gaga in Street Fighter IV

Patrick Warren adlı sanatçı, Lady Gaga Street Fighter IV'de olsaydı nasıl olurdu diye düşünmüş ve aşağıdaki çizimi yapmış. Dövüş stili nasıl olurdu acaba :D 

©Patrick Warren

22 Haziran 2010 Salı

Gantz Live Action Movie

Gantz şimdiye kadar okuduğum mangalar ve izlediğim animeler arasında en enteresan olanlar arasında üst sıralarda yer alır. Mangasını şu adresten online olarak okuyabilirsiniz. Serinin belirli bir bölümüne kadar gelen animesini de izlemenizi tavsiye ederim.

Bugün rastladığım enteresan habere göre Gantz'ın live action filmi çekiliyormuş. Trailer başarılı gözüküyor, umarım film de güzel olur.

How to waste a weekend

Geçen haftasonu Hesionka ile 3 tane film izledik. Hiçbiri izlediğimize değmedi. Tahammül sırasına göre aşağıda listeledim.

Wolfman

İlk reklamları çıktığından beri heyecanla beklediğim bir filmdi ama malesef beklentilerimin altında çıktı. Anthony Hopkins amcanın hastasıyımdır(bunu görmelisiniz). Filmde onun olması yeterli gibi geliyordu ama yetmedi. Ayrıca yine sevdiğim aktörlerden Benicio Del Toro ve Hugo Weaving'de filmde olmasına rağmen, istediğim havayı veremeyen bir kurt adam filmi olarak zamanımı harcadı. Bir kere şu kurt adamları, kostüm giymiş kötü kurt gibi yapınca olayın tüm havası kaçıyor, sadece gözü gözüksün, seri bir şekilde hareket etsin, kamera yakalayamasın, görüneceği yerde de 3D yapın şunu. Makyajlar, burnu McDonalds'da düzenlenen doğum günlerinde boyanarak kedi,köpeğe benzetilmiş çocuklarınki gibi olmuş resmen. Yok illa tüm detayıyla göreceğiz o siyahlaştırılmış burnu ve garip tüyleri. Fantastiktir kuntastiktir diye izledik.

The Book Of Eli

2009 Yılında trailerini ve Fallout Oyun serisi ile benzerliklerini blogumda yazmıştım. Sırf Fallout benzerliği yüzünden bu filmi de merakla bekliyordum. Çok da "waste of time" denemez ama yine de tam beklediğim tarz bir film değildi. Sonu da zaten çok klişeydi. Fallout veya post apocalyptic macera seviyorsanız izleyin. Bu filmde de diğer favori adamlarımdan Gary Oldman vardı. Bir sahnede yine oyunculuğunu konuşturdu ve döktürdü, onun dışında ne oynasa yakışan bir adam olduğu için onun hatrına da izlenebilecek bir film.

The Collector

Total waste of time diye nitelendirilebilecek bir film. Ömrümden ömür gitti, hit pointlerim azaldı. Filmin uyduruk olabileceğini biliyordum ama işte eğlencelik korku filmi diye izleyelim dedik. Ama yok böyle bir şey, nasıl uyduruk, nasıl anlamsız, nasıl kastırma. Gereksiz şiddet, vahşet ve en sinir olduğum şey olan bir türlü ölmeyen kötü karakterli film. Neden ölmediği de belli değil. Bir de karakterin örümceklere karşı ilgisi var, onları öldürmüyor, dikkat ediyor. Ama insanlara gelince kan revan. Ben ettim siz etmeyin, bu filmi gördüğünüz yerde kaçın.


14 Haziran 2010 Pazartesi

E3 Oyun Fuarı ve videolar

Her sene heyecanla beklediğim E3 oyun fuarının başlamasına 1 gün kaldı. Daha fuar başlamadan bomba gibi videolar yayınlanmaya başladı. Hemen sizlerle de paylaşayim dedim.















 

10 Haziran 2010 Perşembe

Japonya hazırlıkları ve bilinçaltından taşanlar v.2

Şurada bahsettiğim üzere, Japonya seyahatimize çok az kaldı. Haldır huldur araştırma ve bilgi toplama modundayım, haritalar, püf noktaları, gezilecek yerler, kaçırılmaması gereken attraksiyonlar derken 15-20 sayfalık bir hazırlık dosyası oluşturdum. Daha da bilgi eklemeye devam ediyorum. Doorstepping de sağolsun daha önce gerçekleştirdiği Japonya seyahatinin notlarını paylaştı, oradan da bayağı bir yararlanıcağız herhalde:D

Bu sabah Japonya'da bir Japon ile evli olan Didem adlı arkadaşımı telefonla aradım. Sağolsun bizim için bir çok ayarlamayı o yapacak. Kendisi konsoloslukta çalıştığı için direk orayı aradım ve karşıma bir bayan çıktı. Önce İngilizce konuştum, o da biraz zorlanarak da olsa İngilizce cevap verdi. Sonra "Biyifindi siz Türkmüsnz" diye çok tatlı bir aksanla Türkçe konuştu başta anlamadım ve tekrar ettirdim, evet deyince de konuşmaya çok kibar ve aksanlı bir Türkçe ile devam etti. Aklıma vize başvurusu için aradığım diğer konsolosluklar geldi. Her zaman karşılaştığım "telefonu kapasada işime baksam" modunda gayet soğuk bir konuşma şekliyle karşılık veren bir insan oluyordu. Ama buradaki yaklaşım bile direk Japonlar'ın ne kadar kibar olduğunu gösterdi. Herneyse, az kaldı heyecan gittikçe artıyor ^_^

Geçen sitenin havuzu ne zaman açılacak diye düşünürken aklıma geldi, deniz sezonu nasıl karpuz kabuğu denize düşmeden açılmıyor, site havuz sezonu da, yaz gelince kendimi sağlıklı yaşama adadım diyerek, hergün portakal suyu içip, çeşitli ot, mot, sebze, yoğurt yiyerek yaşayan, keten tohumuna bayılan insan evladının daha havuzun temizlendiği gün havuza dalması ile başlar. Hemen sırtüstü kulaçları atar, arada bir kelebekleme şovu yapar ama o kelebekleme stilde atılan 3 kulaç sonra höyünk höyünk diye nefesi kesilerek yamulurlar. Tam o sırada durumu çaktırmamak için kıvrak bir şekilde dibe dalış gerçekleştirirler. Ertesi gün de şirkette "Yüzmeye başladım tavsiye ederim yorgunluğu alıyor" diye muhabbet açarlar. Bu da karşıdakinin "Spor önemli abi yeaa" demesiyle sonuçlanır.
Yıllardır anlamını bilemediğim ve ya artık bir şablonla çizilen ya da aynı sanatçının yetenekli ellerinden çıkan şu muhteşem eseri görmezden gelmek, kayıtsız kalmak mümkün mü?Keşke olsa. Sonunda fotoğrafını çekmeyi başardım. Bu tarz kasalı kamyonların %70'inde filan var sanırım bu. Vay vay vay. Kartala bak, göze bak, yılana bak!!!


Bir başka fotoğraf da, Güney Afrikadaki sektörel(ne sektörü lan bu dedirtecek cinste bir foto) bir dergide rastladığım reklama dair. Görür görmez yohannesburger dedirtti! Fotoyu alenen bloga koymiyim, NSFW veya offensive gelebilir. Reklam bir boru şirketine ait. Buradan görebilirsiniz.

Sonisphere'e gitmiyoruz çünkü Japonya seyahati aynı güne denk geliyor. Ayrıca zaten Metallica, Megadeth, Slayer, hepsini daha önceden gördüm. Metallica sevdası da lise de bitti benim için sanki. Yeahh Yeahhhh wouww wouuww(Ceymis hetfild vokal)

House'a çok pis sardırdık. Gerçi 6. sezondan itibaren izlemeye başladık ama olsun zaten her bölüm ayrı konu. Ayrıca TNT kanalında da tam yattığımız sırada başka bir sezondan bölüm başlıyor oluyor(00:30-01:00 gibi), eh onu da izleyelim derken maymunlar cehennemi gibi uyanıyoruz. Uyanmaya çalışıyoruz.

Sabahları TRT'de bir din programı oluyor, millet soru soruyor, din konusunda bilgili olduğunu iddia eden bir adam da cevap veriyor. Sorular kafayı yedirtecek cinsten. Örnekler (Ve benim cevaplarım)

-Cennet'te gece gündüz var mı?(Bakıyorum cehennemi sormuyorsun, direk cennete gideceksin yani?Gece gündüz ısı farkı var, gitmeden bi ceket bişey de giy)
-Kayınvalidem öldükten sonra eşyalarını satışa çıkardık. Bu günah mıdır?(Bana da yüzde verirseniz ayarlarız birşeyler)
-Garsonum, oruçluyken, restaurantta yemek servisi yapmam gühan mı?(İçine tükürmedikten, veya yolda getirirken atıştırmadıktan sonra niye günah olsun?)

Trajikomik gerçekten, bunları soran insanlar, bunlara hayatını adamış ve bu kurallara göre yaşamayı seçmiş insanlar var. Adam orada günah dese inanacak, o kim ki sana ne doğru ne yanlış anlatsın be cühela.

Daha önceden fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekiyor gibi poz verip avatar yapmak yasaklanmıştı?Hala neden görüyorum ben bunları?

Japonya'dan gerçek katana alırım diyordum da en uygunu 13.000TL'ymiş, sipariş üzerine 6ay sonra teslim ediliyormuş. Zamanım olsa alırdım:P(Katana ile kurban kestim, günah mı sorusunu bekliyorum her an)

"Abieeaa bi sealpak al abüeaeaa" diye arabaya yapışan veya da restaurantta, kafede otururken gelen çocuklar için en etkili yol yüzüne bakmadan, bir kelime bile etmeden, çok ağır şekilde kafanızı yukarı kaldırıp aşağı indirmenizdir(yuoookk anlamında)Mümkün mertebe ciddi bir surat ifadesi takının. Geçen Taksimde denedim tekrar, çok başarılı bir teknik. Biliyorum, onlara da yazık, ama o anı yaşamak ve sinirlenerek bir çocuğu terslemek yerine bu şekilde savuşturabilirsiniz.

Ortaokuldayken gecenin köründe dürüm almaya çıkmıştım. Yolda bir sarhoş yolumu kesti ve "Öpüjeaamm abüüeaa" moduna girdi. Ya dur git mit derken bir anda durdu. "Vaar yaaa, kızlar sana hasta oluyor" dedi. Sonra gitti. "Hadi ya" filan diyerek daha dik bir şekilde dürümcüye gittim, abi bi Adana bi şiş, ha bu arada var yaa kızlar bana hasta oluyomuş.(demedim tabi)

Japonya'da buradaki telefonlar çalışmıyormuş, iphone miphone bile buradan aldıysanız traş. Adamların GSM bandı bile kendine özgü. Telefon kiralayacağız herhalde.

Şimdilik bu kadar, geri sayıma devam.




9 Haziran 2010 Çarşamba

Darth Vader stüdyoda

Tom Tom firması gps cihazları yol tarifi seslendirmesi için Darth Vader'la anlaşmış. Kayıtların sahne arkasını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. :)





8 Haziran 2010 Salı

Super Delicious Ingredient Force



Süper bi Taco Bell reklamı. Türkiye'ye de açsalar da yesek.

6 Haziran 2010 Pazar

Another Saturday

Bu Cumartesi, yani dün Hesionka, Yeliz, Banyosuyu Taksim buluşması vardı. Ben de Hesi'yi karşıya geçirip kendi başıma İstiklal'de dolandım. Dolanmaktan sıkılınca da aynı gün aldığım Dracula çizgiromanı ile kendimi Cafe İst'e attım. Oldum olası bu cafeyi çok seviyorum. Şansıma çok da sakindi. Ben de aşağıda görüldüğü üzere muzlu milkshakeim ve Dracula çizgiromanım ile sakin bir Cumartesi geçirmiş oldum.

Dracula'yı almanızı tavsiye ederim. NTV yayınlarının yayınlamış olduğu en iyi klasik/çizgiroman uyarlaması. Çizimlere bayıldım, sanırım bu kadar başarılı olmasının sebebi, çizer Pascal Croci'nin kendisinin de Dracula hayranı olması. Bunu da böyle bir projede yer almak için 20 sene beklediğini söyleyerek kanıtlıyor. 

Çizgiromanı aldığım anda tesadüfen Özlem Tekin'in de imza günü vardı. Hayranı değilim ama bir fotoğrafını çekmeden de edemezdim:) Ayrıca kendisini bir defa Sabancı Üniversitesi Bahar Şenliklerinde izlemiştim. Sahne performansı iyi bir sanatçı.



Bu arada Cafe İst'in muzlu milkshakei, resimden de anlaşılacağı üzere mükemmel!

2 Haziran 2010 Çarşamba

Cumartesi gecesi ve Galata Moda

Uzun uzun yazmayacağım, konu ile ilgili detaylı post Hesi'nin ve Nora'nın blogunda ^_^. Ben sadece geçen Cumartesi ve Pazar günü(Galata Moda Etkinliğinde) çektiğim fotoğrafların bir kısmını paylaşayim dedim.

Mumuk kafa üstü uyurken :D

Dünyanın en yumuşak tüylü kedisi Capy

Galata Moda'dan bir stand

Nora-Hesionka

Fotoğraflar Canon 500D 18-55 Standart Lens ile çekilmiştir

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...