Oyunlar
Atari 800XL ile başlayan ve en büyük tutkularımdan birine dönüşen her türlü platformdaki oyunlarla ilgili yazılarım burada.
Fotoğrafçılık
En sevdiğim hobilerimden biri olan fotoğrafçılık ile ilgili çalışmalarım, denemelerim ve haberler...
10 Ocak 2016 Pazar
Elora ile Geekkutu açıyoruz :)
28 Ocak 2014 Salı
Superman logosunun evrimi
21 Ağustos 2013 Çarşamba
Spellfair 2013
Hemen fotolara geçelim
9 Aralık 2012 Pazar
Elora 1. yaşında ^_^
11 Ekim 2012 Perşembe
Bu aralar...
4 Mart 2012 Pazar
Diablo 3 beta izlenimleri
Ama yine şanslıyım ki, Mert adlı bir arkadaşımız bana kıyamayarak battlenet accountını ödünç verdi, ve evet kendisi Diablo 3 beta davetiyesi almış:D Hemen bugün beta clientı indirdim ve heyecan içinde oyunun başına geçtim. Aman tanrım her şey 1996'da başladığı gibi!!!
O seneye geri gidersek, bir gün kuzenim Doruk ile bir oyun fuarına gitmiştik. Heyecan içinde duyurulan Diablo'yu da fuarda oynattırıyorlardı. Açıkcası ilk görüşte, bu muymuş yeaaa filan diyerek burun kıvırmıştık. Ama sonra oyunu alıp deneyince nasıl bağımlılık yaratan, ve o dönem için(belki de hala)bir şaheser olduğunu farketmiştim. Asıl güzel kısmı da, Türkiye'de internetin, 14400 modemlerle, telefon numarası çevirerek bağlanıldığı ilk dönemleriydi. Buna rağmen bu hızda bile oyun mükemmel olarak online oynanabiliyordu. Hayatımda online oynadığım ilk oyun denilebilir.
Uzun yıllar sonra 2000 yılında, tam da Amerika'ya Lions öğrenci değişim programı ile gittiğimde Diablo 2 çıkıverdi. Hemen hazır oradayken oyunu satın aldım. Hayatımda ilk defa bir oyunu alırken 18 yaşında olup olmadığım soruldu, medeniyet işte. Türkiye'ye gelmeyi bekleyemeden hemen yanında kaldığım ailenin laptop'una oyunu kurdum ve oynamaya başladım. Türkiye'ye dönünce de madness başladı tabi. Daha sonra 2001'de bir ek paket olarak Diablo 2 Lord of Destruction çıktı. Tüm seri tek kelime ile mükemmeldi, Müzikler, grafikler, oynanış, hikaye, tümü mükemmeldi.
Şimdi çooook uzun süre sonra Diablo 3'ü heyecanla bekliyoruz. Bu bekleyişe dayanamadığım için en azından betasında biraz oyunu görmek istedim, iyi ki de öyle yapmışım. Artık daha heyecanla bekliyorum.
Ve size kıyak olarak oyun sırasında videolar kaydettim ve daha sonra bir özet olarak birleştirdim. Video ve yazının buradan sonrası biraz spoiler olabilir. Ona göre
:SPOILER ALERT:
Oyunda bir çok eski karakteri ve mekanı tekrar ziyaret ediyoruz. Oyunun ana karakterlerinden birisi Deckard Cain. Oyunun videosunda da görebileceğiniz üzere, King Leoric'de tekrar karşımıza çıkıyor, bunun dışında Eski Tristram'a gidiyoruz, yıkılan mekanları görünce ve bulduğunuz günlüğü okuyunca eski anılarınız canlanıyor. Ayrıca çoktan bahsedildi ve açıklandı mı bilmiyorum ama, Deckard Cain'in evlatlığı Leah, Adria the witch'in kızıymış. Bağlantılar nereye gidecek merak ediyorum.
Videoya geçmeden önce bir kaç foto ile heyecanı arttıralım:D
Veeee videoooo:D
[youtube http://www.youtube.com/watch?v=qLczA6u9ysE]
Son süpriz olarak, bakın demoyu kiminle beraber denedik :D Kızım Elora'ylaaa Ön saflarda da fuzziness level over 9000, Yuki ^_^
25 Aralık 2011 Pazar
Elf prensesi kızım Elora
Baba olmanın nasıl kelimelerle anlatılamayacak bir his olduğunu anladım. Bunu benim gibi doğuma giren babalar daha derinden hissetmiştir. Doğuma girme kararını daha en başından almıştım, böyle bir anı kaçırmak gerçekten hayattaki en önemli anı yaşamamak gibi bir şey olur diye düşünmüştüm. Gerçekten de öyleymiş.
Hesi'nin spinal uyuşturması 30 dakika kadar sürdü. İşlemin bitmesini ameliyat kıyafetleri giymiş şekilde, doğum fotoğraflarımızı çeken nunu sakura ile beraber bir dinlenme odasında bekledik. Gerçekten içimde inanılmaz bir heyecan vardı, şu anda bile hala rüya anları gibi geliyor. Dinlenme odasında bazı doktorlar ve operatörler çay içip tv'deki garip programlara bakıyordu. TV'de de olabilecek en anlamsız programlar oynuyordu. Kekik yersen şöyle olursun, bi tarafına bilmemne yağı sürersen şuna buna iyi gelir vb.
Bir süre sonra odada sadece ben ve nunu sakura kaldı. O anda odanın telefonu çalmaya başladı. Tabiki de üstümüze alınmadık ve telefonu açmadık. 2 dakika sonra bir hemşire, bebeği çıkarıcaklar neden hala buradasınız diyince bizi aradıklarını anladık ve koridorlarda koşarak ameliyat odasına haldır huldur daldık. Hemen Hesi'nin yanına gittim ve beklemeye başladık. Gözümü doktorların yüzündeki ifadeden alamıyordum, acaba ters giden bir şey var mı diye düşünürken, doktorlardan birinin gülümsemeye başladığını gördüm ve rahatladım, belki sadece 30 saniye sonra bir diğer doktorun, Hesi'nin üzerine abandığını gördüm. O anda youtube'dan izlediğimiz videolardan bildiğim üzere bebeğin çıkmasına saniyeler kaldığını anladım. Hemşire de bana "İsterseniz ayağa kalkın bebek çıkmak üzere" diyince hemen ayağa fırladım ve hazır olan makinamla tek bir kare çekebildim, çünkü o anda Elora'mın ağlaması duyuldu ve tabi ben de bir yandan gülüp bir yandan ağlamaya başladım. Hemen video moduna geçip kızımın temizlenmesini çekmeye başladım. Dünyada daha büyük bir mutluluk var mı şu anda bilmiyorum. Sanırım olabilecek en büyüğünü yaşadım.
İşte doğum anında yakaladığım tek kare
Küçük kızım hızla büyüyor, ama ne kadar minik olduğunu fotoğraflarla anlatmak zor, yine de geçen gün çektiğim bir fotoğrafta bunu görmek mümkün.
İşte my preciousss Elf princess Elora:)
Babasının fantastik dünyasını bir kat daha fantastikleştirdi:) Ona elfler, cüceler, hobbitlerle dolu hikayeler anlatacağım, Miyazaki filmleri izleteceğim, hayal dünyasını hep renkli tutacağım:) Bu arada kız babası olmak, daha ayrı bir duyguymuş. Daha şimdiden hep benimle olsun yanımdan ayrılmasın istiyorum...
İsteyen herkese nasip olur inşallah, gerçekten dünyadaki en büyük hediye bu olsa gerek ve her türlü zorluğa değiyor. Doğumu annesinin ağzından dinlemek içinse buraya bakabilirsiniz:)
11:37
Loreathan









































