akihabara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
akihabara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2010 Salı

Japonya Seyahati 5. Gün

Gelelim 5.güne, bugün merakla beklediğimiz Ghibli Müzesi'ne gittik. Japonya'ya yolunuz düşerse mutlaka gezmenizi öneririm. Bir not olarak da, müzenin biletlerini önceden almanız gerekiyor. Biz bir hafta önceden, orada yaşayan arkadaşımız Didem'e aldırdık. Müzeye ulaşmak, metro ve tren aktarması ile Ikebukuro'dan yaklaşık 45 dakika sürdü.

Müze Mitaka'daki Inokashira adlı parkın içinde. Müze içinde fotoğraf çekmek kesinlikle yasak ve bu yasağı uymanızı sağlayan görevliler sürekli etrafta. Normalde bu tarz kurallara kesinlikle uyarım ama buraya kadar gelmişim, bir kaç kare çekmeden edemezdim. Hesionka gözcülük yaparken çaktırmadan biraz çektim. Hatta shutter'ın sesi duyulmasın diye arada Hesi'yi öksürttüm ehhehe:D.

Mitaka'ya varınca, istasyonun aşağısında küçük bir otobüs durağı gördük. Bekleyen otobüs ve durağın şeklinden müzeye gittiği zaten hemen belli oluyordu. İsterseniz parkın içinde yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüş ile de Müzeye ulaşabiliyorsunuz ama o nemli sıcak havada klimalı otobüsü tercih ettik.

Bu otobüs durağı Ghibli Müzesinin değil de nerenin olabilir ki ^_^



Hesi ile otobüsü beklerken




Müzenin girişi, az sonra bir masal diyarına dalacağımızın göstergesi.


Kafamı kaldırıp şu mekanı görünce iyice heyecanlandım:)Daha büyük hali için deviantart siteme bakabilirsiniz.



Oradan bakan ne sizce:D?

Daha içeri girmeden ilginçliklerle karşılaşıyorsunuz. Mesela bu alttaki fotoğraf bir saksının içi:)Bana Spirited Away'deki hamamı hatırlattı.

Bu da bir başka saksı, bunun içinde de Howl's Moving Castle var :D

Buradan itibaren artık görevliler fotoğraf makinasını kapatmamı söylemeye başladılar.

Ben de makinayı boynuma asıp, kör bir şekilde çekmeye devam ettim. Bununla gurur duymuyorum ama gerçekten çekmeden edemezdim.

Burası müzenin en üst katı, karşıda gördüğünüz daracık, masallardan fırlamış havasındaki merdivenden müzenin dışındaki tepeye çıkıyorsunuz.



Tavandaki vitray süslemede Küçük balık Ponyo'yu görebilirsiniz

Asansörlerin göstergeleri bile bir animeden fırlamış gibi.





Fotoğraf çekmenin en zor olduğu yer de, Ghibli stüdyolarının ilk halini yansıtan ve sanki animatörler az sonra gelip oturup çizmeye devam edecekmiş gibi dizayn edilmiş kısımdı. Burada Hesiyi öksürterek ses yaptırdım ki shutter duyulmasın:)

Masalarda çizimler, duvarlarda oyuncaklar, maketler, kitaplar, sanki yeni söndürülmüş gibi duran sigaralar, boya karıştırılmış kaplar ve storyboardlar gibi bir çok detay vardı.





Buradan müzenin açık alanlarına geçtik.
Hesi enteresan tasarımlı çeşmeden su içerken.

Yavaş yavaş tepedekine yaklaşıyoruz.

Miyazaki animelerini izlemiş olanlar zaten anlamıştır. Bu aşağıdan gözükmeye başlayan şey, dev bir robot. Laputa Castle in the Sky'daki robot:)

Robotun olduğu tepeden müzeye bakış

Daha sonra çok susadığımızı farkedip, bahçedeki Straw Cafe'ye doğru yöneldik. Cafeye varana kadar yolda çektiğim kareler.







Alttaki fotoğrafın daha büyüğü için deviantart siteme bakabilirsiniz.



İşte Straw cafe:)










Bu cafenin en enteresan özelliği, içecekleri gerçek saz kamış ile getirmeleri. Ben ginger ale içtim.

Sağda animelerden fırlamış dev çilekli pastaya dikkat:D




Tuvalet bile çok şirindi:)

Müzeyi yeterince gezdikten sonra yine son bir kez Akihabara'ya gitmeye karar verdik. Müze'de daha görecek çok şey var ama malesef bu kadarının fotoğrafını çekebildim. Yine de bir fikir vermiştir.
Şansa dönüş otobüsünü çok beklemedik.

Akihabara'ya gidişte metroda gördüğümüz tabela. Engrish:)

Yine Akiba'dayız



Dükkanların her katı anime posterleri ile dolu.



Akiba'yı son bir kez daha talan edip geri dönüş. Otele gelince aldığım card reader'ın üzerindeki Engrish yazıları  farkettim "CRRD RERDER" :). Neyseki düzgün çalışıyor.



5.gün de böyle geçti, diğer günler için linkler


15 Temmuz 2010 Perşembe

Japonya Seyahati 3. Gün

Evet 3.gün foto editlemesi de bitti, artık yazabilirim ^_^. Bugünkü plan Japonya'da yaşayan arkadaşım Didem'le Harajuku'da buluşup öğle yemeği yemek ve sonra kendimizi Akihabara'ya atmak oldu.

Hemen trene atladık ve Harajuku'ya geldik, tren beklerken aşağıdaki enteresan işareti gördük. Sanırım tren yoluna bir şeyiniz düşerse görevlilere aldırabilirsiniz demek istiyor. 

Bir mağazada rastladığımız garip alet edavat, bu ne? +18 birşey mi? diye düşünürken, sırt kaşıma aleti olduğunu anladık, beyaz olan da masaj püsürü.


Bayanların ve dolayısıyla Hesi'nin kafayı yediği bir Lolita kıyafet dükkanı. Bunlar özellikle cosplay için değil, bildiğiniz giyim mağazası, bunları sokakta giyen çok insan var, ne müthiş bir olay değil mi:)etraf rengarenk insanlarla dolu.




Öğlen saatine kadar Harajuku'da dolandıktan sonra Didem ile buluşup öğle yemeği yedik.

Yemekten sonra hep internette bakarken hayalini kurduğumuz Akihabara'ya geçtik:)

Daha tren istasyonundan anime, manga, oyuncak reklamları başlıyor ve heyecanımız artıyor.

Ve Hesi ile birbirimizi dürte dürte sağı solu gösterdiğimiz Akihabara!!!


Akihabara(Kısaca Akiba) dünya üzerinde çıkan son model elektronik ne varsa bulabileceğiniz, hatta diğer ülkelerde olmayan elektronik cihazları alabileceğiniz, ayrıca bizim gibi Otakular için bir anime, manga, oyuncak, figür, gadget cenneti. Türkiyede sadece bir tane görsek sevineceğimiz anime figürlerle dolu 6-7 katlı dükkanları gezmek ne demek biliyor musunuz?Biz de bu şokla ilk gün hiçbir şey almadan döndük. Sadece etrafı gezdik. Daha doğrusu bir sonraki akınımız için plan çıkardık ve fiyat araştırması yaptık hehe:D




Buradaki en meşhur dükkanlardan biri olan ve 6 katlı Gamers. Burada bayağı bir vaktimiz geçti.

O kadar çok dükkan var ki bazı fotoğraflar hangisinden hatırlamıyorum bile. İşte onlardan birkaçı. Dikkatli olun bakarken köpürmeyin. Dükkan içlerindeki fotoğrafların kalitesi için üzgünüm ama fotoğraf çekmek yasak. Ben çaktırmadan boynumda asılı makine ile bir kaç tane çektim. Oraya kadar gitmişiz bu şans kaçar mı.

Raflar dolusu manga!!!Ama bir şanssız durum var ki, hepsi Japonca :(Bir tane bile alamadım.




Dükkan asansörlerinin içi bile kawai'lik dolu hehe


Opppps yanlış kat, burası +18 Hentailerin olduğu katmış, çaktırmadan bir foto çektim hehe. Sansürledim çünkü yohannesburgerking! bunlar ne!! oluyorsunuz.

Kart oyunu oynayan otakular(Dükkanların bu tarz köşeleri de var)


Para atıp şansınıza düşen oyuncağı aldığınız makineler.










Evet, göründükleri kadar pahalılar














Bir dükkanın girişinde bulunan bu maketler gerçek insan boyutunda.


Fist of The North Star abiye hareket yapma hareketin kralını görürsün derken.

Ne olduğunu bile anlamadan gece olmuş. Günü burada bitirip otelimize geri döndük. Akihabara gece de böyle gözüküyor.


1. gün için buraya
2. gün için buraya
Hesi'nin 1&2 gün yazısı için buraya bakabilirsiniz.

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...