Gelelim 4.güne. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine bugün Asakusa'daki Senso-ji Tapınağını görmeye gittik. Tapınağın çevresindeki sokaklar eski Japonya'yı yansıtan tarzdaydı ve turistler için alınabilecek bir çok hediyelik eşyanın satıldığı dükkanlarla doluydu.
Asakusa'ya nasıl gideriz diye metro haritasını evirip çevirirken
Bilet olayı hiç karışık değil. Durakların latin alfabesi ile yazılmış halleri ve altında fiyatları yazıyor. Aşağıda görülen bilet makinalarında İngilizce seçeneği de var.

Asakusa'ya varış, arkadaki enteresan bina ile ben, solda konu mankeni Japon amca.
Tapınağa giden yoldaki
Kaminarimon (雷門 "Thunder Gate")

Turistik eşya satan dükkanlar ve Hesi:)

Şans getiren kedilerin binbir çeşidi
Yine Lolita kıyafetli bir abla
Çimen suyu olduğunu iddia ettiğim yeşil içecek, sanırım değişik bir yeşil çaydı:)

Benim gibi balıkla pek arası olmayan biri için asla denenmeyecek bir yiyecek.
Gerçekleri inanılmaz pahalı olan katanaların çakmaları bile pahalıydı. gerçi bunlar Tahtakale çakmaları gibi değil, gayet güzel taklitlerdi.
Tapınak uzakta gözükmeye başlıyor
Garip, suslu puslu, bulutlu bir hava vardı. Fotoğraflar pek başarılı çıkmadı.

Falını öğrenmek isteyenler burada bulunan silindir şeklinde bi kutuyu sallıyor, sallarken içinden bir sayı yazılı tahta parçası düşüyor. Bu çekmecelerde de o sayıya denk gelen fal var.
Eğer falınız kötüyse, fal kağıdını buraya asıyorsunuz.
Tapınağa girmeden önce arınma seromonileri var. Aşağıda görülen tütsülerden yakıp dumanını üzerlerine doğru elleriyle yönlendiriyorlar.
BU TÜTSÜLERDE NAZİ İŞARETİ VAR??!! Diyenler için bakınız
Svastika
Daha sonra bu çeşmeden, görülen tasa su doldurup ellerini yıkıyorlar ve bir yudum içiyorlar.
Tapınağın içi pek enteresan değildi. Zaten daha enteresan görülen yerlere girmek için o dine/mezhebe inanıyor olmanız gerekiyor. İçeriden sadece şu tavan süslemesi fotoğrafını gösterebilirim. Diğerleri karanlık nedeniyle pek güzel çıkmadı.
Tapınak dışından görüntüler.

Adamların uyarı levhası bile şirin.
Tapınaktan çıkıp kendimizi ara sokaklara attık.
.

Sanat eseri bir garaj kapısı
Yanlış anlamadıysak burası bir tiyatroydu ve ünlüler tiyatronun önünde el izlerini bırakmışlardı.

Öğle yemeği için gittiğimiz restauranttaki çocuk menüsü:)
Asakusa'da bayağı bir takıldıktan sonra kendimizi yine Akihabara'ya attık:) Burada açılacağını duyduğumdan beri gitmek istediğim
Gundam Cafe'ye uğradık:)
Bunu eve istiyorummm >_<
Cafenin içi, uzay gemisi gibi tasarlanmış.
Tuvaletlerin işareti bile konsepte uygun.
Ve tuvalet de bir o kadar ilginçti. İçeride Gundam'ın gözleri ve push the button yazan bir düğme vardı.Bununla ilgili bir videoda var bir ara koyacağım.
Bugün de böyle geçti. Geri kalan günler çok yakında:)
3. gün için
şuraya bakabilirsiniz.
Hesi'nin 1. ve 2. gün yazısı için
buraya3.gün yazısı için
buraya bakabilirsiniz.