13 Temmuz 2009 Pazartesi

The Path



Teaser'ı çıktığından beri merakla beklediğim bir oyun olan The Path, nihayet tam sürüm olarak çıktı. Oyungezer dergisinin verdiği demoyu oynar oynamaz hemen oyunu aldım. Bu oyunun sadece 9.99USD olması, gerçekten verilen emeğe, paylaşılan hayalgücüne göre çok az bir rakam.

Oyunun ne olduğunu, nasıl oynandığını özetlemek istiyorum fakat bunu ne kadar doğru yapacağımdan emin olamıyorum. Hayatınızda bu tarz bir oyun görmemiş oynamamışsınızdır.

Kısaca oyun, Kırmızı başlıklı kız hikayesinin, modernleştirilmiş, korkunçlaştırılmış hali. 6 kız kardeş var, hepsinin yaşı, ilgi alanları, karakterleri farklı. Hasta olan büyükannelerine yiyecek ve içecek birşeyler götürmeleri için anneleri tarafından görevlendiriliyorlar. Normalde olay çok basit, patikada kal, büyükannenin evine git ve elindekileri teslim et. Fakat oyunun asıl olayı, patikadan çıkmak, başına buyruk bir şekilde ormanda gezmek, etrafı incelemek, bulduğunuz değişik objeleri toplamak...ve sonunda kurda yem olmak. Kurt, ilk aklınıza geldiği gibi hayvan değil. Her kızımızın karşısına farklı bir şekilde çıkıyor, olayı spoil etmemek için anlatmayacağım fakat ilk oynadığım kız kardeş kurda yem olunca inanılmaz üzüldüm. Oyunu tam çözemedim hala, belkide bir süre sonra büyükannenin evine giderseniz, kurda yem olmuyorsunuzdur. Ama oyunun o bölümünün sonunda kurda yem olduysanız, bu bir başarı gibi gösteriliyor ve ekstra puan veriliyor.

Oyun gerçekten ürkütücü ve büyülü bir atmosferde geçiyor. Orman büyük sayılacak bir alan ve sadece 100m'de bir ayak izlerinizi gösteriyor ve nereleri gezdiğinizi anlayabiliyorsunuz. Etrafta bulunan objeleri her kardeş farklı yorumluyor ve her objeyi her kardeş toplayamıyor. Mesela bir korkuluğun kafasını oluşturan balkabağını, küçük kız kardeş alamazken, biraz daha goth tarzda ki ablası hemen alıveriyor. Ormanda tam kayboldum artık nereye gideceğim derken, bir ablanızı, kerdeşinizi ağaçların arasında koşarken görebiliyorsunuz. Hemen peşinden gidip yakalarsanız bazen size gizli kalmış bir objeye götürüyor, elinden tutarsanız(çok sevimli oluyorlar elele gezerken) sizi ilk başladığınız patikaya götürüp bırakıyor. Bazen birbirleriyle oyun oynuyorlar, sarılıyorlar, bunları görünce daha bir bağlanıyorsunuz kızlara.

Oyun sırasında karşınıza çıkan çiçekleri toplayabiliyorsunuz. 144 tane varmış, ben anca 24 tane topladım şimdiye kadar.

The Path, kesinlikle denenmesi ve satın alınması gereken bir oyun. Tell Tale Games firması muhteşem bir iş çıkarmış, klasik oyun dünyası konuları arasında bu kadar bağımsız bir yapım görünce çok sevindim


7 yorum:

[Reply] mit dedi ki...

Benim de OGZ sayfalarında ki önincelemesini okuduğumdan beri çok merak ettiğim bir oyun The Path. Senin incelemen de bu merakımı iyice kamçıladı. Bu ayki sayıyı alamadım ama en kısa zamanda edinip demosunu oynayacağım. Ve sanırım sonra 9,99 luk yollar bana da görünecek :)

[Reply] Judy Abbott dedi ki...

ağzımın suları aktı , demosunu indirdim denemek için ve benim ekran kartım yetmedi bu oyuna, çok üzgünüm:(

[Reply] Loreathan dedi ki...

@mit Demoda pek bir şey yok sadece etrafta dolaşıyorsun, birşey yaptırtmıyor, şimdiden uyariyim, çok yavaş bir oyun, keşfetme üzerine kurulmuş, haldır huldur oynanmıyor:D

@judy

Ayarlarını düşürsen biraz? Herşey açıkken kasıyor.

[Reply] Judy Abbott dedi ki...

evet ayarları düşürmek işe yaradı, teşekkürler. gerçekten sabır isteyen bir oyun, öyle lara croft gibi atla zıpla uç değil. sakin, sakin..

[Reply] CEM AKYUREK dedi ki...

Logosu Black Metal grubu logosu gibi. Ortamlarda çok bi Black Metal. Merak ettim oyunu :)

[Reply] Mugene dedi ki...

Çok hoş gözüküyor, nereden aldınız acaba?

[Reply] Loreathan dedi ki...

@Mugene
http://thepath-game.com/ sitesinden sadece 9.99USD ye satılıyor. Ama önce demoyu oynayıp beğenip beğenmediğine bak derim:)

Yorum Gönder

 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...